Yaratıcı Yazarlık Notları - Giriş

작년

image.png

Yazarlığın öğrenilebilen bir iş olduğunu düşünüyorum. Yazmayı öğrenmek hiç kolay değil, oldukça büyük bir efor gerektiriyor ve her konuda olduğu bir parça yeteneğe ihtiyaç var, ama olsun, keyifli bir uğraş olduğu su götürmez bir gerçek.

Çok uzun süredir yazmayı öğrenmeye çalışıyorum, dolayısıyla bu konuda çok okudum ve yıllar içinde hatırı sayılır miktarda metin ürettim. İlk yazı denemelerim 20 yıl öncesine dayanıyor. O günden bugüne epey mesafe kat ettiği görüyorum. Yeteneği ne kadar kısıtlı olursa olsun, diğer alanlarda olduğu gibi yazarlıkta da insan çalışarak kendisini geliştirebiliyor.

Mühendislik eğitimi almış ve uzun yıllar bankacılık yapmış bir insan olarak yazmayı öğrenmek konusunda epey güçlük çektim. Çevremde bu işlerle ilgili insanlar, yol gösterecek büyüklerim yoktu, dolayısıyla hep el yordamıyla ilerledim. Yazmak konusunda kalem oynatan kişiler genellikle başarılı ve şöhretli yazarlar oluyor. An itibariyle ne başarılı, ne de şöhretliyim, umarım bir gün olurum. Öte yandan, bu ortamda yazdıklarımı takip edenlerin de gördüğü üzere bolca üretmeye ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Bugüne dek ikisi yayınlanmış altı roman ve yarıya yakını çeşitli dergilerde yayınlanan kırk civarında öykü yazdım. Yaratıcı yazarlık konusunda okuduğum kitaplar ve makalelerdeki fikirlerden hangilerinin pratikte işe yarayacağını az çok kestirebiliyorum.

Bu yazı serisinin on ila onbeş arası yazıdan oluşacağını tahmin ediyorum. Yaratıcı yazarlık konusunda yaptığım okumalar sırasında küçük küçük notlar almıştım. Bu notları tecrübelerimle birleştirerek sizlere aktarmaya çalışacağım.

Yaratıcı yazarlık konusunda Amerikan ekolü ve Avrupa ekolü olarak isimlendirebileceğim iki temel ekol var. Amerikan ekolü edebiyatı bir eğlence, ticari bir iş olarak görme eğiliminde ve yaratıcı yazarlık tekniklerini formüle etmek konusunda daha cüretkâr. Avrupa ekolü ise edebiyatın bir sanat olmasından yola çıkarak şablonlara indirgenmesini şiddetle reddediyor. Analitik bir bakış açısına sahip olduğum için Amerikan ekolünün bana daha cazip geldiğini itiraf etmeliyim. Ancak bu konuda kantarın topuzunun kaçırılmaması gerektiğini biliyorum. İyi uygulama örnekleri ve yazıya dair ipuçlarında ilgili yaklaşımım bunları öğrenmek, ancak pratikte birebir uygulamaya çalışmamak yönünde.

Söz konusu olan sanat olunca neyin işe yarayıp neyin yaramadığı sanatçıya göre değişiyor. Dolayısıyla bu yazı serisi boyunca vereceğim ipuçlarının bir kısmı işinize yaramayabilir. Ayrıca vereceğim her bilginin aksi iddia edilebilir. Edebiyatın kesin kuralları yok, genel kabul görmüş yaratıcı yazarlık tavsiyelerini uygulamadan da güzel eserler, hatta başyapıtlar yaratmak mümkündür.

Bir kurgu eserde karakterler, olay örgüsü, olayların geçtiği ortam, üslup, zaman, anlatım tekniği (üçüncü şahıs, birinci şahıs vb) gibi temel öğeler bulunuyor. Her birini ayrı bir yazıda ele alacak olmakla birlikte bu giriş yazısında kısa kısa ele almakta fayda görüyorum.

Karakterler çoğu editöre göre öykünün/romanın en önemli öğeleri. Karakterlerin özgün ve ilgi çekici olmaları tercih ediliyor. Cesur olmaları da fena olmaz, zira pısırık, tembel karakterler (eğer Oblomov gibi bu konuda marka olamamışlarsa) pek ilgi çekmiyor. Ana karakter cesur, zeki ya da becerikli olmasa bile anlatı boyunca yoğun bir çaba içinde olmalı ki okur yaşadığı serüveni izlemeye değer bulsun. Amerikalılar ana karakterin karşısına bir düşman yerleştirmeyi seviyorlar. Bu düşman bir kişi olabildiği gibi ana karakterin zayıf bir noktası da olabiliyor.

Kurgu eserler çoğunlukla bir sorunu, derdi, amacı olan insan ya da insanlarla ilgili oluyor. Bu sorun, dert, amaç o karakter için ne kadar önemliyse o kadar iyi. Yazacağımız konuyu, olay örgüsünü test etmek için ele aldığımız olayın gerçekleşmesi halinde gazetelerde yer alıp almayacağını ya da en azından insanların birbirlerine anlatıp anlatmayacağını düşünebiliriz. Okuduğum kitapların birinde “karakterinizi en zayıf noktasından vurun” biçiminde bir ifade vardı. Dolayısıyla bir olaydan yola çıkıyorsak karakter olarak bu olayın en çok etkileyeceği kişiyi seçmemiz uygun olur.

Üslup kurgu eserde dilin nasıl kullanıldığını, anlatımın genel tonunu, ritmini, kulağa hoş gelip gelmediğini ifade ediyor. Zamanında bir yazar tanıdığım yazmaya yeni başlayanların kafalarına en çok taktıkları konunun üslup olduğunu söylemişti. Benim açımdan da bu geçerliydi, halen de geçerli. Bir okur olarak tam bir üslupçuyum, öte yandan yazarken dili zorlamamaya gayret ediyorum.

Öykü ve romanların genel kabul görmüş anlatım tekniği üçüncü tekil şahıs. ‘Her şeyi bilen ve gören’ bir yazar genellikle öykünün/romanın ana karakterinin gözünden olup biteni bizlere aktarıyor. Öykülerimi çoğunlukla birinci tekil şahsın ağzından anlatmayı seviyorum. Öylesi daha samimi geliyor.

Film, tiyatro, öykü, roman gibi kurgu eserlerde olaylar bir ortamda geçiyorlar. Kurgu eserin geçtiği genel bir atmosfer ve sahnelerin geçtiği tekil mekanlar var. Bunları zihinde canlandırarak yazmak esere derinlik ve inandırıcılık kazandırıyor. Mekanlar karakterin kişiliklerine ve ruh hallerine ayna tutarak anlatımı zenginleştiriyorlar. Hele benim gibi bilimkurgu yazanlar açısından mekânlar çok daha önemli.

Yaratıcı yazarlık notlarının bu ilk yazısında meseleye genel bir giriş yapmayı amaçlamıştım. Amacın hasıl olduğunu düşünüyorum. Okuduğunuz için teşekkürler. Sonraki yazılarda görüşmek üzere.

Görsel Kaynağı: https://pixabay.com/photos/typewriter-book-notes-paper-801921/

Authors get paid when people like you upvote their post.
If you enjoyed what you read here, create your account today and start earning FREE STEEM!
STEEMKR.COM IS SPONSORED BY
ADVERTISEMENT
Sort Order:  trending
  ·  작년

Benim için çok değerli bir paylaşım. Yazı serinizin devamını merakla bekliyor olacağım hocam.
Ellerinize emeğinize sağlık.

·

İlginizi çekmesine sevindim. Bir okur cepte :)

buna benzer bi anlatımınız daha olmuştu sanki ve kendimi sizi bir ortamda dinlerken ufak notlar alıyormuş gibi hissetmiştim :)
şimdi siz o değerli notları bizimle paylaşıyorsunuz bu çok güzel bir şey, ellerinize sağlık devamını merakla bekliyorum :)

·

Teşekkürler, umarım faydalı olur


Bu yazı Curation Collective Discord Sunucusunda küratörlere önerilmiş ve manuel inceleme sonrasında @c-squared topluluk hesabından oy ve resteem almıştır. @c-squared hesabı topluluk witness'ı olarak faaliyet göstermektedir. Projemizi desteklemek isterseniz bize buradan witness oyunuzu verebilirsiniz.
This post was shared in the #turkish-curation channel in the Curation Collective Discord community for curators, and upvoted and resteemed by the @c-squared community account after manual review.
@c-squared runs a community witness. Please consider using one of your witness votes on us here

Öykülerimi çoğunlukla birinci tekil şahsın ağzından anlatmayı seviyorum. Öylesi daha samimi geliyor.

İlk ağızdan anlatılmasını da, yazmayı da daha çok seviyorum ben de :)

Yeni yeni yazmaya başlayan ve bu yolda daha emeklemeye bile geçememiş bizler için çok güzel ve değerli bir paylaşımda bulundunuz. Size sonsuz teşekkürü bir borç bilirim. Bu serinin devamını okumak içinde sabırsızlanıyorum.

Posted using Partiko Android

·

Bugün bir bölüm yazacağım :)