Bilimkurgu Romanı - Üçüncü Dünya Devrimi - Bölüm 1

작년

photo-1458079538243-6df1e2e6cfe4.jpeg

Yeni Hayatımın İlk Günü

Albatros’un anlındaki gizli kameradan ölü bedenimi taşıyan alfajetin Sapanca’daki çiftlik evime doğru alçalmasını seyrediyordum. Alfajet evimin arka bahçesindeki pistin hizasına gelince yavaşladı, ağırlığını dengeledi ve çevredeki kuru otları havalandırarak yere indi.

Albatros alfajetin merdivenlerinden indi ve toprağa ayak basınca kollarını iki yana açarak gerindi.

Binnur arka bahçeye açılan mutfak kapısından çıkıp pistteki hava aracına ve araçtan inen garip görünüşlü adama baktı. Albatros kısacık boyu ve dizlerine kadar uzanan kollarıyla sıska bir maymunu andırıyordu.

Binnur’un görüntüsünü beğenmediğini hisseden Albatros eve doğru yürürken “Galiba beni yakışıklı bulmadınız” dedi.
Binnur “Demir Bey’in cenazesini mi getirdiniz?” diye sordu.

“İstediğim her bedeni kullanabilecek durumdayım ama bunu yapmıyorum. Çünkü beni dış görünüşüme göre değerlendirenleri cezalandırmak istiyorum” dedi Albatros. Gerçek bir ruha sahip olmadığı halde kanlı canlı insanların komplekslerine sahipti.

“Seninle uğraşacak durumda değilim. Elimden bir kaza çıkmadan bu bahsi kapatalım,” dedi Binnur. Sağ olduğumu ve Albatros’un anlındaki kameradan kendisini izlediğimi bilseydi kim bilir ne kadar öfkelenirdi.

“Normalde aşağılayıcı bakışlara gülüp geçerim ama üstadın ölümü beni çok sarstı. Demir Durusoy gerçek bir centilmen ve yılmaz bir özgürlük savaşçısıydı. Ne görüntümün tuhaflığına aldırmıştı ne uygunsuz davranışlarıma. Benden tam not alan nadir insanlardandı ve ne acıdır ki güneş sisteminde iyilere yer yok” dedi Albatros. Gözlerinden birkaç damla yaş aktığını gördüm ve kulaklığına “Oyunculuğu abartma istersen” diye fısıldadım.

“Tabutu ön bahçeye taşıyalım” dedi Binnur. Ölü beden Venüs’ün yüzeyindeki kaçak kliniklerden birinde basılmıştı ve eğer Binnur cesedin bana ait olduğuna ikna olursa merkezi federasyon ajanlarını inandırmak daha kolay olacaktı.

Hizmet androidleri Arnold ve Samuel Binnur’un talimatıyla tabutumu alfajetten alıp yere indirdiler. Androidler tabutu bel hizasında taşımaya kalkışınca Binnur “Yukarıya kaldırın, omuz hizasının üzerine” diyerek duruma müdahale etti. Androidler söyleneni yapınca tabuta tam ortasında omuz verdi. Boyu herhangi bir tabuta omuz veremeyecek kadar kısa olan Albatros ise korteji geriden takip etti.

Binnur ve iki hizmet androidi tabutu törensel bir edayla taşıyıp ön bahçede getirdiler ve cenaze şirketinin getirdiği musalla taşının üzerine yerleştirdiler. Binnur tabutun camdan kapağının üzerine eğilip ölü bedenime şefkatle baktı ve hıçkırarak ağlamaya başladı. Binnur gibi sadık bir kâhyaya sahip olduğum için şanslıydım. Ne yazık ki Birleşik Haberalma Teşkilatı’nın ajanları dosyamı rafa kaldırana kadar onunla görüşemeyecektim.

“Tabut Venüs üretimi. Kendinden soğutmalı ve sızdırmazlık özelliğine sahip. Kapağını Venüs’te ölüm raporunu yazan doktor mühürledi.” dedi Albatros. Doktora raporu yazması için rüşvet verdiğini elbette söylememişti.

Binnur Albatros’un sözlerine şaşırarak “Ne yapayım, sevineyim mi şimdi?” dedi.

“Ben kendi kendisini yetiştirmiş bir adamım. Üzgün olduğumda böyle uygunsuz sözler söyleyebiliyorum. Yoldaş Demir Durusoy Venüs’ün yüzeyine inmenin riskli olduğunu biliyordu. Ama öyle şeylerden korkacak bir adam değildi. Federasyon yönetimine defalarca meydan okumuş bir insandan söz ediyoruz burada.”

“Siz nesi oluyorsunuz?”

“Bu aciz kulunuz neyin nereden bulunabileceğini bilen bir dış ticaret uzmanıdır. Mars’ta, Venüs’te, Titan’da ya da Dünya’da olması fark etmez. Geçmişte devrim işindeydim. Kendimi hâlâ devrimin bir neferi sayıyorum. Haksızlığa tahammül edemiyorum. Benim kusurum da bu işte.”

Binnur “Demir Bey’in cenazesini getirdiğiniz için teşekkür ederim. Faturaları derhal bana verin ki katlandığınız masrafları ödeyebilelim. Bu arada ayakta kalmayın, buyurun içeriye geçelim,” dedikten sonra yüksek kapıdan geçerek içeriye girdi.

Heybetli omuzları, geniş kalçaları ve uçuşan uzun eteğiyle denizde salınarak ilerleyen bir tekneyi andırıyordu.

Albatros Binnur’u arkasından eve girerken “Ne kadın ama. Tam bir baş belası” dedi.

“Bir şey mi söylediniz?” dedi Binnur dönüp Albatros’a bakarak.

“Para meselesini açmakla hiç iyi yapmadınız. Demir Durusoy benim dostumdu. Cenazesine eşlik ettiğim için sizden para talep edecek değilim,” dedi Albatros. Bir bakıma haklıydı, ölü bedenle ilgili sözleşmeyi tüm masrafları içerecek biçimde yapmıştık.

“Cömertliğiniz için teşekkür ederiz. Sizi bu gece burada ağırlayalım. Samuel ihtiyaçlarınızla ilgilenecektir. İzninizle tören hazırlıklarını gözden geçirmek istiyorum.”

Ajan Kirilenko ve ekibinin ölü bedenimi takip edeceğini tahmin etmiştim, yanılmamışım; cenazemi taşıyan mekiğe binerek Venüs’ü terk ettiler. Ertesi gün Venüs’ün yüzeyini derin dalış kürelerini andıran bir hava aracıyla terk ettim ve atmosferde asılı olan Von Neumann balon kentine çıktım. Von Neumann’da bir sonraki mekiği bekledim ve sahte bir kimlikle Venüs’ten ayrıldım.

Sorunsuz bir yolculuğun ardından Şangay uzay asansörünün yüksek yörüngedeki bekleme salonunda Albatros’la karşılaşmak beni şaşırttı. Birbirimizi tanımıyormuş gibi davrandık, çünkü salonun köşesinde eski dostum Ajan Kirilenko oturuyordu. Şangay uzay asansörü beklenmedik bir arıza yüzünden bakıma girmişti ve tamir edilmesini beklemek zorunda kalmışlardı. Dolayısıyla dünyaya aynı asansör seferiyle dönmüş olduk. Onlar Şangay’dan Türkiye’ye giden jete binerken ben de cenazemi uzaktan izlemek ve Philopolis sanal kentinde Hannah ile buluşmak üzere Zürih’e gittim.

Her ne kadar federasyon ajanlarını atlattığımı düşünsem de içim rahat değildi. Yedi yıl önce işlediğim zaman suçları nedeniyle arındırma işlemine tabi tutulmuş ve zihnimdeki isyankâr duygularla birlikte eleştirel düşünme yeteneğimi de kaybetmiştim. Arındırma işlemi öncesinde yazdığım yönergeleri takip ederek zihnim üzerinde aralıksız olarak çalışmış ve ilaç desteğiyle arındırmanın etkilerinden kurtulmayı başarmıştım. Böylece ikinci hayatıma yenilenmiş bir azimle adım atmış oluyordum. Her ne kadar karda yürüyüp izimi belli etmemeye çalışsam da BHT bendeki değişikliği fark etti ve beni yeniden yakın takibe aldı.

Ölü beden basımı için Venüs’te kullanılan teknoloji oldukça yeniydi ve klinikteki mühendisler ürettikleri bedenin gerçek bir ölü bedenden ayırt edilemeyeceğini söylemişlerdi. Zaman teknolojileri konusundaki mücadelem sırasında BHT’yi tanımış olduğumdan her türlü sürprize hazırlıklı olmam gerektiğini biliyordum. Teşkilatı perde arkasından yöneten William Kang paranoid bir kişilik yapısına sahipti ve seksen yıllık istihbarat tecrübesini örgütüne başarıyla aktarmıştı. Üstelik beni izleyen ekibin şefi olan Ajan Kirilenko da yabana atılacak bir adam değildi.

Güvenli bir sunucu üzerinden Albatros’a ajanların gece gelip tabutumu açabileceklerini söyledim. Tabutumu ertesi gün yapılacak cenaze törenine kadar korunaklı bir yerde muhafaza etmeleri gerekiyordu.

Tabutu evin altındaki tünelden geçirip Sapanca gölü kıyısındaki sazlıkların arasına gizlediler. Sabaha doğru federasyon ajanları eve “gizlice” girip tabutu aramış ancak tünel girişini bulamadıkları için evden elleri boş dönmüşler.

Çiftlik evimin ön bahçesinde basın mensupları, üniversiteden birkaç arkadaşım, robotik mühendisi olarak çalıştığım şirketteki müdürüm ve Zürih’te zaman tüneli projesini birlikte yürüttüğümüz akademisyen arkadaşlarım toplanmış, tabutumun bahçeye getirilmesini bekliyorlardı. Eski arkadaşlarım cenaze vesilesiyle de olsa bir araya gelmiş olmaktan memnun görünüyorlardı; kararmış gökyüzünden düşen iri yağmur damlaları eşliğinde ortamın gerektiği vakarı sergilemeye çalışarak sohbet ediyorlardı.

Hizmet androidleri Samuel ve Arnold tabutu omuzlarında taşıyarak getirdiler ve musalla taşının üzerine yerleştirdiler. Yağmur damlalarının sıklaşmasıyla cenaze şirketine ait beş kuadkopter havalandı, dördü merkezdeki kuadkopterden uzaklaşarak taşıdıkları şeffaf brandayı gerdiler. Brandayı havada gerili bir halde tutarak konukların, krematoryum fırınının ve tabutun üzerini örtecek biçimde sağa kaydırdılar. Kuadkopterlerin brandayı getirmelerinin ardından yağmur bahçeye sağanak halinde boşalmaya başladı.

Binnur’un yaptığı duyuru üzerine cenazeyi görmek isteyenler kalkıp ölü bedenime son kez bakmak üzere tabutun başına geldiler. Albatros’un anlındaki kameradan geçmişte birçok acı ve tatlı olayı birlikte yaşadığım insanların üzüntüsünü görünce gerçekten ölmüş gibi hüzünlendim. Vedalaşma faslı sona erince cenaze operatörü Samuel’in de yardımıyla tabutumu yakılmak üzere krematoryuma yerleştirdi.

Brandaya düşen yağmur damlalarının tıpırtısını dinleyip kenardan dökülen su sütunlarını izlerken iki hava motosikletinin bahçeye gökten düşercesine indiğini gördüm. Motosikletlerden siyah başlıklarının kenarından yağmur suları sızan iki ajan indi. Bakışlarıyla çevreyi kolaçan ettikten sonra koşarak krematoryumun yanına geldiler.

Eski dostum Ajan Kirilenko “Krematoryumu kapatıp tabutu dışarı çıkarın,” dedi.

Krematoryum operatörü söyleneni yapmak konusunda tereddüt gösterince “Bu bir emirdir, elimizde cesedin incelenmesi konusunda mahkeme emri var,” diye ekledi.

Binnur öfke içinde yerinden fırlayarak “Demir Bey’i sağlığında rahat bırakmadınız bari ölüsüne saygı gösterin,” dedi.

Ajan Kirilenko Binnur’a “Şikâyet etmeyi bırakıp talimatımın yerine getirilmesini sağlayın,” diye cevap verdi.

Binnur’un onay veren baş hareketi üzerine operatör söyleneni yaptı ve tabut yeniden musalla taşının üzerine yerleştirildi. Tabutun mührünü kırıp kapağını açtılar ve ajanlardan biri elindeki bıçakla cesedin göğsünde boylu boyunca bir yarık açtı. Ajan Kirilenko çubuğa benzeyen bir cihazı yarığın içine yerleştirdi. Platformdaki portatif sandalyelerde oturan konuklar dehşet içinde olup biteni izliyordu. Basın mensupları ise olayı en doğru açılardan görüntüleme telaşındaydılar.

“Tahmin ettiğimiz gibi ceset sahte. Demir Durusoy yasaları tanımadığı gibi yakınlarının üzülmesini de umursamamış. Cenaze töreni şu andan itibaren sona ermiştir. Cenazeyi getiren beyefendinin ve Binnur Hanım’ın ifadesine başvuracağız. Diğer konuklar ayrılmakta serbesttir.” Ajan Kirilenko uzun yıllar sonra nihayet bir falsomu yakalayabilmişti.

Albatros ifadesine başvurulacağını duyduğu anda kullandığı avatarın üzerindeki dosyaları ve bağlantı protokollerini silmeye başladı. Birkaç saniye süren silme işleminin sonunda terk edilen avatar boş bir çuval misali yere yığıldı.

Authors get paid when people like you upvote their post.
If you enjoyed what you read here, create your account today and start earning FREE STEEM!
STEEMKR.COM IS SPONSORED BY
ADVERTISEMENT
Sort Order:  trending

Congratulations @bilimkurgu! You have completed the following achievement on the Steem blockchain and have been rewarded with new badge(s) :

You distributed more than 6000 upvotes. Your next target is to reach 7000 upvotes.

You can view your badges on your Steem Board and compare to others on the Steem Ranking
If you no longer want to receive notifications, reply to this comment with the word STOP

Vote for @Steemitboard as a witness to get one more award and increased upvotes!