Bir şeyler değişecekse...

작년
Geçtiğimiz günlerde yurt dışından bir arkadaşımla telefonda görüştüm. Tabi bu dönemdeki her sohbet gibi bu da malum konu odaklıydı. Hayatını bilime adamış olan arkadaşım bana şöyle bir cümle kurdu;

Türümüzün bu kadar zayıf olması zoruma gitti.

Aynı sohbet bana şu tweeti attırdı;

İnsanlar hubble teleskobu inşa ederken Tanrı gülermiş.

Kaynak

Cosmos... Evreni keşfe çıkıyoruz. Evrenin oluşumundan tutun da neler barındırdığına kadar. Yıldızlar, galaksiler, madde, anti-madde, karanlık madde, kuantum... Diğer yandan kök hücreler, yapay dokular, üç boyutlu yazıcılarda üretilen organlar, daha hızlı düşünebilelim diye beyne yapılması planlanan protezler ve bu kadar çok datayla uğraşmamızı hızlandırabilmek için yapay zeka çalışmaları...

Çizgi.png

Derken bir virüs çıktı. Önce bir grup içinde çaktırmadan yayıldı. Sonra üstün zekamızla yaptığımız güzel uçaklara bindi. Asya, Avrupa, Amerika turlarına katıldı. Biz ona Covid-19 dedik. O kendine ne diyor bilmiyoruz çünkü iletişim kuramayacak kadar aptal bir canlı! Hatta canlı bile değil! Peki bu virüslerin derdi ne? Bize zarar vermek mi?

Onlar da Komutan Logar gibi dünyalılardan tiskiniyor mu?

Kaynak

Çoğalmak! Tek dertleri bu. Dünya üzerindeki her tür gibi virüsler de yaşamak ve çoğalmak istiyorlar. Yani idrak edemediğimiz bir durum değil. Tanımlayamadığımız uzaylı bir virüs de değil. Farklı bir evrenden farklı fizik kurallarıyla çalışan bir mekanizma da değil. E peki nasıl bizi bu kadar zayıf duruma düşürebildi? Biz insanlar aşırı zekiydik?? Dünyanın, doğanın hakimiydik??

Şu ana kadar biyolojik olarak "insan" diyebileceğimiz belki de yüz milyar kişi yaşamıştır. Fakat bunun çok az bir kısmı bilimi ve teknolojiyi ileri taşımayı başardı. Bu başarıyı sağlayan ya da o yolda ilerleyen insanlarla kaygılarımız o kadar farklılaştı ki artık o insanlar bizimle aynı tür değilmiş gibi geliyor. Sayıları da çok çok kısıtlı. Tüm bu olayların öncesine bakarsak; bir yanda gündelik kaygılarla, geçim derdiyle ya da moda vs gibi görece daha önemsiz bulduğumuz kaygılarla hayatını geçiren insanlar, diğer yanda ise hayatını bilime ve dünyaya adamış insanlar. Bayrağı daha ileri götürebilmek ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çabalayanlar...

Bu insanlarla gündelik kaygılarımız bu kadar uzakken biyolojik benzerliklerimizin şımarıklığını yaşıyoruz. Marsa gidebiliyoruz, uzayı keşfedebiliyoruz. Biz insanlar her şeyi yapıyoruz.

Hey yakında evimize bir tane yapay zeka robotu da alırız!

Kaynak

Bir sır vereyim. Bize (bilim insanı olmayan insanlara) tüm şartları sağlasalar da aşı üretemeyiz. Hubble teleskobu falan da yapamayız. Hadronları? hiç çarpıştıramayız. Hatta hadronun ne olduğundan bile emin değiliz. Biz sadece, bunlarla uğraşma imkanı olan şanslı azınlığın içindeki zeki, başarılı ve dünyayı daha ileriye taşıma isteği olan insanların geldiği yerle övünüyoruz.

Çizgi.png

Samimiyet ve iyilik ile çaba sarf edenler asla dünyanın kaderinde söz söyleyebilecek kadar güçlü olmadılar. O nedenle hepimizden farklı yaşadılar. Çünkü dünyanın kalanının isteklerini, kaygılarını yaşayarak ilerleme sağlamak mümkün değildi. Sonuç görmemek pahasına çabalamak herkesin cesaret edebileceği bir hayat da değildi. Peki bu insanları nereye konumlandırıyoruz. Para sahipleri nereye isterse oraya mı? Politikacılar nereye isterse oraya mı? Bu insanlara değer verenler kimler? Şimdi daha mı değerliler?

Dünyanın iyiliği için çaba sarf eden azınlığın içerisinde bize virüs konusunda yardım edebilecek daha küçük bir gruba gözlerimizi diktik iyi haberler bekliyoruz." Hadiii aşı yapın artık" diye hayıflanıyoruz. Bu sırada "sağlık çalışanlarının şartlarını iyileştirelim ya" diyoruz.

Yani arkadaşlar,

Siyaseti de biz bu hale getirdik etiği de.

Anormali de biz tanımladık normali de.

Büyük resimde hep ihtiyaca göre davrandık ve hep bencil olduk. Nereye ne lazımsa normalleştirdik. "Siyaset yalanı gerektirir ya normaldir" dedik ve Trump gibiler dünyayı yönetir oldu. Bir yerlerde savaş çıkardık ve faşistlik güzellemeleri normal oldu. Herkes doğduğu ırkı kutsallaştırdı ve kutsallık için savaştı. Bilimle uğraşan insanların bile bir kısmı ülkem için dedi ve silah yaptı. Bilim insanlarından daha güçlü olan siyasetçiler daha büyük silahlar yapmaları için başka bilim insanlarını zorladı ya da kandırdı... Sonuç olarak geldiğimiz noktada zayıfız. Virüs ise bize göremediğimizi gösterdi ve tüm dünyada şunu kanıtladı;

"Gündemimizdeki en büyük sorun neyse "en büyük sorun" o oluyor"

Yani sorunun ne kadar büyük olduğunu umursamadan hep en büyük sorunumuzu tek gündem haline getiriyoruz. Bir dönem her gün ekonomi konuştuk, bir dönem her gün terör... Şimdi daha büyük bir sorun geldi ve her gün sağlık konuşuyoruz. Yarın dünyaya yönelen bir gök taşı olursa korona yokmuş gibi davranmaktan çekinmeyiz...

Çizgi.png

Hal böyle olunca enerjisini gelişmeye ve daha iyi olmaya harcayan bir insanlıktan söz etmek oldukça güç oluyor. Bilim insanlarının çok büyük kısmı belki de kaynak bulabildiği projelerde çalışmak zorunda kalıyordur. Artık küçük bir azınlık dışında bizi ileriye götüren hiçbir şey yok. Onların da her cephede savaşabilmesi mümkün değil...

Belki dünyanın karşımıza çıkarabileceği her sorunu anında çözebilecek kadar zeki değildik ama her şeyi bizim için çok daha zor hale getirmeyebilecek potansiyelimiz vardı. Kullanamadık, kullanamıyoruz.

Bugüne kadar dünya toplumları enerjisini ne için kullandı? Şimdi bir dönüp bakalım;
"Hakikaten o kadar önemli miymiş?"

doc-son.png

Authors get paid when people like you upvote their post.
If you enjoyed what you read here, create your account today and start earning FREE STEEM!
STEEMKR.COM IS SPONSORED BY
ADVERTISEMENT
Sort Order:  trending

👏👍👌

·

ahahah kimleri görüyorum. Teşekkür ederim dostum :)

hiveye de bekleriz

·

Asıl buraya bekleriz yeni bir dünya; https://discord.gg/3pQR7Su

Çok güzel bir yaz olmuş...

·

Pek bakmıyorum ancak görebildim üzgünüm. Çok teşekkür ederim :)

anlaşılan, senin de söylediğin gibi bizim ginabot da kendini karantinaya almış ki haberimiz olmamış yazından:)

Onlar da Komutan Logar gibi dünyalılardan tiskiniyor mu?

:)) onu bilemeyeceğim ama biz kendilerinden acayip tiskiniyoruz artık, delirmeye az kaldı 🙊


yukarıda bilim adamları (bilim insanı demek hoşuma gitmiyor) geçince bi sahne geldi gözümün önüne; hani bu filmlerde falan akıl hastanelerinde zavallı insanlara eziyet edip işkence yapan ya da dünyaya ölümcül bişiler salmaya çalışan beyaz önlüklüler var ya işte bu süreçte tvde orada burada hep öylelerini görüyormuş hissine kapılıyorum 👀 🙈

·

Neden öyle bir hisse kapılıyorsun yahu :) ah diziler filmler ah

Ah su defteri ah

Delirmeye az kaldı evet ama başarırsak sonu ödül olabilir

Dünya toplumları enerjisini ne için kullansa bir yerde burun kıvıracaktık ve kıvıracağız. Bir aptal virüs ile sarsılsa da, insanoğlu hala bilinen en zeki canlı, bunu o virüs de öğrenecek.

Bilim iyi hoş güzel de, bilim insanlarının insanlığı ileriye götüreceği fikrine pek sıcak bakmıyorum. Meraklı ve arzulu oldukları yolda fayda ya da zarar getirebilecek şekilde çalışan güzel insanlar onlar da.

İnsanlar ileri ya da geriye gidiyorsa, topyekün gidiyorlar. Ortak bir bilincin güçlü, zayıf, duygusal vs. parçalarıyız işte.

Canlı kriterine bile giremeyen, iletişim fukarası aptal bir virüs'ün çoğalma arzusu ve bu yolda ortaya koyduğu muhteşem organizasyon'u belki de ayakta alkışlamak gerek. Belki onu alkışlarla şımartıp zayıflatmak gerek.

Bu arada merhaba doktor merhaba bi ve merhaba şop.

·

Merhabaların en güzeli sana gelsin sevgili Özgen :)

Bilim insanları konusunda totalde ne olur bilmiyorum ama haklısın. Ben sadece belli kaygılar ışığında çalışan ve çoğu zaman sonuç itibariyle değer görmeyen insanların bir anda nasıl değerlenebildiği vurgusundaydım.

Beni bilirsin bir şeyleri konuşurum işte :)

Canlı kriterine bile giremeyen, iletişim fukarası aptal bir virüs'ün çoğalma arzusu ve bu yolda ortaya koyduğu muhteşem organizasyon'u belki de ayakta alkışlamak gerek. Belki onu alkışlarla şımartıp zayıflatmak gerek

Bunu deneyelim ama aynı anda. 3 diyince. 1 2

Ha bir de temel olarak zekamıza dayandırarak ilerleme dediğimiz ne varsa her yönden benzer oranda bir genişleme olmaktan çok uzak. Yani yapay zeka sağlığın 100 yıl önünde olabilir gibi bir fikir atmaya çalıştım.

Dediğim gibi; seni görmek her zaman güzel :)

Öncelikle selamlar. Umarım kişisel olarak sağlığın ve keyfin yerindedir.

Virüs olayıyla ilgili bi düşüncem var: Acaba diyorum virüsün bizimle konuşma şansı olsaydı. Pangolin vücudunu mu tercih ederdi. Yarasayı mı yoksa bizim vücudumuzu mu. Belki bu soru çok komik gibi gelebilir ama aslında çok ciddi. Çünkü virüs için lazım olan sadece 2 şey var. Birisi ACE , ikincisi de bir hücre. E kardeşim bunlar pangolinde de var. Yarasada da var. O zaman neden bu kadar alengirli işler yapıyorsun da insana bulaşıyorsun ne gerek var. Ortada zebil gibi yarasa var. Takıl orda işte. İllaki zoonetik bir değişim yaşamak zorunda mısın. Aklımda deli sorular aslında... Ama ayrı bir post oluşturmak lazım bunun için.

·

Şimdi gördüm yorumunu. Senden post okuma fikri hoşuma gitti :) Virüsün insandan uzak durması için bir neden göremedim ama postunu okumak lazım :)

Sağlık iyi gibi keyif pek değil. Umarım seninkiler iyilerdir :)

·
·

Posta bakarız. Gelir bişeyler elbet. Keyif seviyeni de eğer mümkünatı varsa yukarılara çekmek üzere aksiyon almanı tavsiye ederim. Hayat oldukça kısa ya; mutluluğu tam olarak tesis ettim diyene kadar muhtemelen öbür dünyanın ışığı da ufaktan ufaktan görünmeye başlayacaktır. Boşa harcamamalı hiç bir saniyeyi.

·
·
·

Epey haklısın da çok değişken var. Tüm vaktimi nereden başlayacağımı düşünerek çöpe atıyorum sanırım.