Kitaplığımın yeni sâkinleri #3

2년 전

Kaynak

Son aldığım kitaplardan sonra söz vermiştim, bunları okumadan yeni bir şey daha almayacağım diye; ama yine kendimi tutamadım. 🤦‍♀️
Aldıklarımı okuyamadığımda da vicdan azabı çekiyorum. Kitaplıktaki henüz tanışamadıklarımın gönlünü almak istercesine onlarla bakışıp kapaklarına dokunuyor, vaktin gelmesini bekliyorum.. Hem Walter Benjamin'in dediği gibi "Kitaplar yalnız okunmak için değil, aynı zamanda birlikte yaşamak içindir de." sözünün arkasına sığınıyorum. Umarım içinizde benim gibi olanlar vardır, bunu bilmeye ihtiyacım var. 🙇‍♀️

Özellikle istediğim bir kitap vardı, internetten sipariş vermeyeyim dedim. Çünkü sepete atarken sanki parasız alınıyormuş gibi bir hisse kapılıyorum. 🤷‍♀️
Bu yüzden avm'deki kitapçıya uğrayıp her zamanki gibi yine sol taraftan başlayarak tüm reyonları dolaştım. Benimle aynı durumda olan insanlarla aynı havayı solumak bile iyi geliyor. :) En çok durduğum kısım İş Bankası'nın Türk Edebiyatı Klasikleri oldu. Bu seriye bayılıyorum. Hepsini alıp tamamlama gibi bir arzum var ama ne zaman olur bilemiyorum. 🙆‍♀️
Ayrıca aradığım kitabı da orada bulamadım. :(


İlk olarak Dolaptan Temâşâ ile başlamak istiyorum. Çünkü hem ismi hem de arka kapaktaki 'komedi ve gerilim unsurlarıyla bezeli, cinayetlere varan olayları konu alıyor' yazısı beni kendine çekti.

Okuyucularımıza hikâye edeceğimiz şey bir roman değildir. Çünkü romanın hayali olması gerekirken bu gerçek bir olaydır. Bazı gerçek olaylar vardır ki en güzel romanlardan daha güzeldirler. Bu olay onlardan da değildir. Sadece bir maceradır. Lakin ne garip bir macera. Mütalaası için sarf edilecek zaman boşa gitmez.

Hele ki bu satırları okuduğum önsözden sonra, nasıl başlayıp bitirmişim anlayamadım. 🤷‍♀️ Kitapta eski İstanbul'un gündelik yaşamından kesitler eşliğinde; mahalle kahveleri, meyhaneleri, akşamcı dediklerimizin ince fikirleri, meşhur helva sohbetleri ve insan profillerini buluruz. Müslüman ve yahudilere yönelik tahlillerde, giyim-kuşamdan başlayarak hayatlarındaki değişimlere de ufaktan değinir.
İçinde bolca, İstanbul'un efsane mahâlleri ve yapılarının isimleri anıldıkça, kendimi dar sokaktaki o ahşap konaklardan birinde oturuyormuş gibi hissettim. Balat, Zindankapı, Balıkpazarı, Çemberlitaş, Kapalıçarşı, Fatih, Süleymaniye ve Kandilli'ye dair bir şeyler bulmak bile çok hoşuma gitti.

Eskiden televizyon, sinema, tiyatro, balo ve eğlencelerin pek bilinmediği zamanlarda, insanların bir araya gelerek helva sohbetleri adını verdikleri, izleyenlerin ve katılımcıların gülmekten kırıldığı oyunların oynandığı toplantılar düzenlenirmiş. Kahramanımız Behram Ağa da oraya gitmek isterken karanlıkta bilmediği sokaklarda kaybolur. Dinlenmek için yaslandığı ve duvar zannettiği şey, bir evin kapısıdır. Kapı aniden açılınca avlunun ortasına yuvarlanır. İçeriden elinde şamdanla peri kızları gibi güzel bir kadın çıkar ve onu eve davet eder. Nefsine ne kadar dirense de bu duruma karşı koyamaz ve kendini evin en güzel odasında, lezzetli yemeklerle bezeli bir sofrada bulur. Biraz zaman geçince kapı hızla çalınır ve kadın adamı odadaki yüklük olarak kullanılan dolaba saklar. Olayları dolap kapakları arasından temâşâ ederken korkudan tir tir titreyip arada ayılıp bayılan Behram Ağa'yı acaba nasıl bir son bekliyordu?


Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç'ın ismini beğendiğim için aldım galiba. :) Eser 1910 İstanbul'unda geçer. Halley Kuyruklu Yıldızı'nın dünyaya çarpacağı ve her şeyi yok edeceğine dair ortalıkta dolaşan fısıltıların, toplum üzerindeki etkisi hikâye edilmiştir. İnsanların devamlı ölüm korkusu altında yaşayıp panik hâlde olmalarına rağmen, maddi kaygılardan uzaklaşmayıp evlilikten ve dedikodulardan vazgeçmemelerine yönelik eleştiriler esprili bir şekilde anlatılır. Kitaptaki olayları şimdiden merak ediyorum. Anlaşılan o ki 119 yıl sonra da değişen pek bir şey olmamış..
Felâtun Bey ile Râkım Efendi'de ise birbirine tamamiyle zıt iki yakın arkadaşın yaşadığı olayları mizahi bir üslupla, karşılaştırmalar yaparak anlatır ve okuyucudan seçim yapmalarını ister. Yazarın kendi hikâyesinden de izler taşıyan bu roman; 1875 yılındaki batılılaşma eşiğindeki toplumun meselelere bakışını ve bunu sindiremeyen gösteriş budalası tipleri gözler önüne seriyor. Şık giyinip, gezip tozmaktan başka amacı olmayan özenti ve zengin bir hayat yaşayan Felâtun Bey ile; babası ölünce hayatın zorluklarıyla küçük yaşta tanışmasına rağmen, azmi ve çalışkanlığıyla kendini yetiştiren Râkım Efendi'nin hayatlarına dokunacağız. Hangisi bize cazip gelecek? Belki ikisi de değil..
Ahmet Mithat Efendi'nin üslubuna dair okuduğum şeyler umarım doğru değildir de severim kitaplarını.. Esrar-ı Cinayat'ın kapağında, edebiyat tarihinin ilk polisiye romanı olduğunu okuduktan sonra almamazlık yapamazdım. 🤷‍♀️ Polisiye-gerilim en sevdiklerimden. :) Balıkçılar tarafından İstanbul Boğazı'nda bir kadın ve iki erkeğin cesedi bulunur. Bu olaydan bir ay sonra intihar süsü verilen bir cinayet daha işlenir ve olaylar da böylece gelişir.. Romanda 1883 yılının polis teşkilâtının işleyişini de öğreniriz.

Kitabı araştırırken ilginç bir bilgiye denk geldim. Dönemin Beyoğlu Mutasarrıfı burada anlatılan kişiyle birebir örtüşüyormuş. Roman gazetede günlük tefrika edilmeye başlanıp, insanlar tarafından okunup bilindikçe; kendinden bahsedildiğine inanıp hapse atılacağı korkusuyla yurt dışına kaçmış. Türünün ilk örneği olan bu polisiye kitabın, görevini kötüye kullanan bir yöneticinin ülkeden kaçmasına sebep olduğu bambaşka bir işlevi de vardır. :)


Mehmed Rauf'un ilk okuduğum kitabı olan Eylül'ü çok beğendiğim için bende sonsuz kredisi var. Bu gidişle diğer kitaplarını da toplamam uzun sürmeyecek. :) Tıpkı Kâbus'u görür görmez elimden bırakmayışım gibi. Tamam itiraf ediyorum, kapağı çok hoşuma gitti. Mistik, gizemli ve çekici bir tarafı var gibi geldi o an. 🙆‍♀️ Tek temennim okurken de aynı duyguları hissettirebilmesi. Arka kapakta "Birbirine aşkla bağlı bir çiftin yaşamaya başladığı kâbusu heyecan ve gerilim dolu, sürükleyici bir şekilde anlatıyor." kısmını okuyunca, beklentim direkt psikolojik-gerilim oldu. Beni yanıltmaz umarım. 🤷‍♀️ Kitabın en çarpıcı yönü olarak kurgu ile gerçeklik, rüya ile kurmaca arasındaki dengeli geçişlerdir. Büyük bir merakla okunan roman, okuyucusuna şu soruyu sorar: Bu bir kâbus mudur değil midir?
Bundan birkaç yıl önce Finlandiya'nın eğitim sistemi üzerine bir belgesel izlemiştim. Dünyanın ilk sırasında bulunan bu sistemdeki çocukların başarı seviyesinin ve mutluluğunun da doğru orantılı olduğunu görünce, keşke bizim ülkemizde de uygulansa bu yöntem diye düşünmüştüm. O sıralar Atatürk'ün, Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabını okuyup beğendiğini, öğretmenlere hediye edilmesini ve okutulmasını teşvik ettiğine dair rivayetleri öğrenince merakımı celbetmişti. Finlandiya'nın nasıl olup da bu günkü refah ve medeniyet seviyesine çıktığını anlatıyordu. Farklı yayınevlerinden basılmasından ötürü kararsız kalıp alamamıştım ki Remzi'yi görünce, aklımda nedense iyi bir intibah kaldığından güvenmek istedim. Biraz araştırma yapınca, ilk defa 1923 yılında basılan bu kitabın anadilinde yayınlanma tarihi olan 2004'ü görünce şaşırdım. Finlilerin de çoğunun okumayı bırakın, varlığından bile haberleri olmadığına dair şeyler öğrenince inanmak istemedim. Bakalım gerçekten okunmaya değer bir kitap mıymış? 🤷‍♀️

Kaynak

Böyle kısa tanıtım yazılarını yazmak nispeten kolay, iş okuyabilmekte. Umarım seçimlerimden dolayı pişman olmam. Keşke birlikte okuyabileceğim, tartışabileceğim insanlar olsa da birbirimizi motive edebilsek. :) Bu yüzden benim için atıl durumdaki Goodreads'e yeniden başlama kararı aldım, yeni bir hesapla yeni bir sayfa açarak. Belki bana tekrar okuma şevki verir diye..

Bu arada noisli sitesindeki sesleri dinleyerek yazmak çok hoş. Kendi ruh hâlinize göre eklemeler yapmak çok güzel. Favorim uzaktan gelen tren sesinin, rüzgarın uğultusuyla sürüklenen yapraklarla ateşin çıtırtısına karıştığı o büyülü ses. 🙆‍♀️
Diğeri de gece ve yağmur.. Tavsiye ederim, diğer alternatifler de harika. :)

Bu yazıyı sıkılmadan okuyan belki yine birileri vardır, çok teşekkür ederim.. 🌼
Kitaplardan okuduklarınız varsa yorumlarınızı yazarsanız memnun olurum. :)


yılın son kitap alışverişi 2

Authors get paid when people like you upvote their post.
If you enjoyed what you read here, create your account today and start earning FREE STEEM!
STEEMKR.COM IS SPONSORED BY
ADVERTISEMENT
Sort Order:  trending

Kitap kritiği şeklinde yazınızı okuyunca sanki her bir kitabı okumuşsunuz gibi hissettim, merak uyandıran son cümleleri okuduğumda ise yayınevleri ile anlaşma yaptığınızı düşünmeye başlamıştım ki kitaplar hakkındaki beklentilerinizden bahsettiğinizde okumadığınızı anladım. Hocam nasıl böyle ayrıntılı analiz yapabiliyorsunuz, bunların hepsini araştırdınız mı?

·

yayınevleri ile anlaşma yaptığınızı düşünmeye başlamıştım

:)) @etasarim nettin ya...

·
·

keşke olsa öyle bir şey di mi:))

·
·
·

Valla şahane olur hem senin için hem yayınevleri için. Sen istediğin kitaplara ücretsiz ve zamanında ulaşmış olursun, e bir de üzerine kazancı. yayınevlerinin de senden iyisini bulamayacağı kesin.

·
·
·
·

sadece kitaplara sahip olsam yeterli başka bir şey istemem🙆‍♀️
teşekkür ederim güzel temennilerin için belki bir gün gerçek olur:)

·

merak uyandıran son cümleleri okuduğumda ise yayınevleri ile anlaşma yaptığınızı düşünmeye başlamıştım ki..

:)) sadece ilk kitabı okudum, yani 'dolaptan temâşa'yı :)
arka kapaktaki bir-iki cümle yazıdan bazen çok bir şey anlaşılmıyor ve burada anlatabilmek için kısa bir ön araştırma yapıyorum:)

·
·

anladım çok güzel olmuş yazınız, kesinlikle okumuş kadar olmuşsunuz. Yayınevleri kısmı şakaydı :) Ama düşünebilirsiniz bu şekilde analiz eden insanlar var ve ben de çok faydalı buluyorum bu tür yazıları.

·
·
·

çok teşekkür ederim 💐
böyle bir şey çok hoş olur ama yayınevleri genellikle sıkıcı kitap tanıtımları yapmayı tercih ediyor gibi geliyor bana neden bilmiyorum🤷‍♀️

Hem Walter Benjamin'in dediği gibi "Kitaplar yalnız okunmak için değil, aynı zamanda birlikte yaşamak içindir de." sözünün arkasına sığınıyorum. Umarım içinizde benim gibi olanlar vardır, bunu bilmeye ihtiyacım var.

☝ Sanki benden bahsetmiş :)

Anlaşılan o ki 119 yıl sonra da değişen pek bir şey olmamış.

Bencede ve dahası yüzyıl sonra aynı şey bizim zamanımız için söylenecek :)

Umarım kitap okurken üzerime çöken şu uyku illetinden kurtulurum da rahatlıkla kitaplara kaçabilirim, tabi aynı zamanda okumadığım zamanlarda çöken uykudanda :)
Ellerine, emeğine sağlık...

·

Sanki benden bahsetmiş :)

buna sevindim yalnız olmamak iyidir:)
umarım istediğin gibi olur ve uykuya galip gelip okumak istediğin tüm kitapları bitirirsin:)
teşekkür ediyorum 🌼

·
·

Umarım olur uyanık kalabilirsem :)

Bende de aynı dert var. Kitaplığımda okunmayı bekleyen 10 kitap vardır en az. Bir kısmı benim aldıklarım, bir kısmı eşimin zamanında aldığı ve benim de beğenip okusam diye niyetlendiklerim. Bunları okuyana kadar kitap almamaya kararlıyım yalnız. Aslında eritirim bir aya ama okumak yazmanın düşmanı haline geliyor abartınca, dengeli götürmeye çalışıyorum.

·

yalnız olmadığımı bilmek birazcık rahatlattı teşekkür ederim 🌼
evet okumaya dalınca abartıp dünyayı unutuyorum:(
ben daha selim özben'in akıbetini merak ediyorum hızınıza yetişemiyorum, tebrik ederim:)

Kitaplardan okuduklarım yok ama sen öyle bir yazmışsın ki her biri merak uyandırdı :)

·

buna sevindim, amacıma ulaşmışım demek ki:)

Congratulations! This post has been upvoted from the communal account, @minnowsupport, by sudefteri from the Minnow Support Project. It's a witness project run by aggroed, ausbitbank, teamsteem, someguy123, neoxian, followbtcnews, and netuoso. The goal is to help Steemit grow by supporting Minnows. Please find us at the Peace, Abundance, and Liberty Network (PALnet) Discord Channel. It's a completely public and open space to all members of the Steemit community who voluntarily choose to be there.

If you would like to delegate to the Minnow Support Project you can do so by clicking on the following links: 50SP, 100SP, 250SP, 500SP, 1000SP, 5000SP.
Be sure to leave at least 50SP undelegated on your account.

Çok güzel ya. Bu kitaplar hakkında derslerde öğrencilerle konuşuruz. Türk edebiyatının ilkleri :)

Dönemin diki biraz ağır bir dil; ama ben orijinal dilden okunmasından yanayım. Senin aldıkların günümüz Türkçesine çevirilmiş ve sadeleştirilmiş. Bu dediğim sakın seni soğutmasın. İleriki zamanlarda bir de orijinallerini okursun. Okurun dil ve üslüp gelişimi açısından faydası oluyor.

Bir de :) Petrovdan başlarsan daha iyi olacak sanki. Bunu kasten mi en sona yazdın bilmiyorum; ama önceliği Beyaz Zambaklar Ülkesinde alsın. Okumaya başlayınca bunu neden istediğimi anlarsın. :)

Son olarak seni mutlu edecek bir şey söylemek istiyorum: Ben de kitaplarla yaşayanlardanım. :) Kitaplarla kol kola sokakta yürüyebilmek gerek. Kitaplıkta sana arasıra göz kırpmalarına izin vermelisin. :) Okumak için doğru zaman geldiğinde kitap tüm benliği ile kendiliğinden açılıveriyor. :)

Posted using Partiko Android

·

bu yazıyı yazarken özellikle senin yorumunu merak etmiştim; daha önce kesin okumuştur, seçimlerimi nasıl bulacak vs diye birçok şey geçmişti aklımdan:)

tavsiyen için teşekkür ederim daha önce böyle bir deneyim yaşamıştım, Eylül romanında. karşılıklı sayfalara orijinal dili ve sadeleştirilmiş hâli basılıydı, keyifliydi okumak:)
Belki deneyebilirim ileride ama çok da sadeleştirip mahvetmemişler metni..

ilk başa ve en sona yazdıklarım dikkatimi çekenler oluyor genelde ya da en çok şey söylemek istediklerimden:)
Beyaz Zambaklar Ülkesinde'yi okumayı ben de çok istiyorum, umarım burada da bahsedebilirim:)

Ben de kitaplarla yaşayanlardanım. :) Kitaplarla kol kola sokakta yürüyebilmek gerek. Kitaplıkta sana arasıra göz kırpmalarına izin vermelisin. :) Okumak için doğru zaman geldiğinde kitap tüm benliği ile kendiliğinden açılıveriyor.

o kadar haklısın ki.. bu şekilde düşünen insanların varlığına inanamıyorum, tek olmamak güzel:)

·
·

O halde Beyaz Zambaklar Ülkesinde incelemesini bekliyoruz. :)

Posted using Partiko Android

As a follower of @followforupvotes this post has been randomly selected and upvoted! Enjoy your upvote and have a great day!

Looking for some fun games to play on Steemit? Try your luck with Magicdice or Drugwars

·

thanks☘


Bu yazı Curation Collective Discord Sunucusunda küratörlere önerilmiş ve manuel inceleme sonrasında @c-squared topluluk hesabından oy ve resteem almıştır.
This post was shared in the #turkish-curation channel in the Curation Collective Discord community for curators, and upvoted and resteemed by the @c-squared community account after manual review.
@c-squared runs a community witness. Please consider using one of your witness votes on us here
·

teşekkür ederim 🌼